“futbol bir takım oyunudur. takım oyunu olduğu için bu oyunu oynayanlar birbirlerinden bağımsız hareket edemezler. eğer sahada bir oyuncu üzerne düşen görevi yapmazsa, bundan diğerleri zarar görür. bu yüzden her oyuncu, sahada yetenekleri dahilinde, üzerine düşeni yapmak zorundadur. bu da disiplinli olmayı gerektirir. sahada disiplin sağlamanın yolu, saha dışında disiplin sağlamaktan geçer. bir grup oyuncunun karşısına antrenör olarak ilk geçtiğimde onlara disiplin derken neyi kastettiğimi anlatırım. disiplin çok detaylı bir meseledir. antremandan yarım saat önce soyunma odasında olmaktan eşyalarınızı her zaman derli toplu tutmaya, yemek saatinde sofraya hep beraber oturmaktan vücudunuza iyi bakmaya pek çok şeyi kapsar. bir oyuncu buna uymazsa, onunla konuşurum. ceza vermek benim için en son çaredir. cezanın teknik direktörün yönetim zaafı olduğunu düşünürüm.”
“her antrenman iletişim için bir fırsattır. oyuncular antrenörlerin kendilerinden ne istediğini antremanda anlar. bu yüzden antremanı sık sık keser, o anda gördüğüm sorunla ilgili konuşurum. 11 sene öğretmenlik yaptım. nerede susup, nerede konuşmam gerektiği konusunda tecrübeliyim. genç oyuncularla 30 yaşındaki bir futbolcudan daha uzun süre konuşurum. tecrübeli bir oyuncu yaptığı yanlışları artık istese bile değiştiremez.”
“basın beni çoğunlukla her şeyi bildiğini zanneden otoriter bir figür olarak yansıtır. benimle çalışan insanlar öyle olmadığımı bilirler. her gün etrafımdakilerden yeni bir şey öğrenirim. oyuncularımdan, yardımcılarımdan, medikal ekibimden... etrafımdaki herkese bir önceki maç hakkında, bir oyuncu hakkında, gelecek karşılaşma hakkında ne düşündüğünü sorarım. bir lider olarak bunu yapmak benim görevim.”
“futbolda en önemli şey ‘takım’ olmaktır. karşınızdakinin neyi yapıp, neyi yapamayacağını iyi bilmelisiniz. yetenekleri kadar, eksikliklerini de öğrenmelisiniz. önemli bir maç öncesi en kilit oyuncularımdan birine ertesi günkü maçta hangi taktiği oynamamızın en doğrusu olacağını sordum; bana 4-3-3 dedi. o sistemi oynarsak ilk 11’de olmayacağını biliyordu ama takımı kendinden önce düşünmüştü. o gün birşeyleri başardığımı anladım.”
25 Mayıs 2010
Yazık şu geçen zamana yazık !
"böyle mi sona erecekti? böyle parça parça mı olacaktı?
bu kadar yalan mı yaşandı her şey? hem size hem bize yazık..."
bu kadar yalan mı yaşandı her şey? hem size hem bize yazık..."
2005 Temmuz'unda tanıştığım şu dizinin sonunu görmeden ölmeyeyim diye dualar ettim, adaklar adadım.Gel gör ki bir dizi finali ancak bu kadar sıçabilirmiş onu öğrendim...
24 Mayıs 2010
Issız Adam Keki
# 4 yumurta
# 1 yemek kaşığı tarçın
# 1,5 - 2 su bardağı rendelenmiş havuç
# 1 su bardağı çekilmiş ceviz (Cevizleri rondodan geçirirken çok küçük yapmamakta fayda aaaaaaaaaaaaağğğğğğğh yine ağlıyorummmmm
# 1 yemek kaşığı tarçın
# 1,5 - 2 su bardağı rendelenmiş havuç
# 1 su bardağı çekilmiş ceviz (Cevizleri rondodan geçirirken çok küçük yapmamakta fayda aaaaaaaaaaaaağğğğğğğh yine ağlıyorummmmm
21 Mayıs 2010
6 Temmuz 959
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekler beni,
bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.
Yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekler beni,
bir şehirde bir kadın.
Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.
Yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.
24 Aralık 2009
The Dead Flag Blues
the car's on fire and there's no driver at the wheel
and the sewers are all muddied with a thousand lonely suicides
and a dark wind blows
the government is corrupt
and we're on so many drugs
with the radio on and the curtains drawn
we're trapped in the belly of this horrible machine
and the machine is bleeding to death
the sun has fallen down
and the billboards are all leering
and the flags are all dead at the top of their poles
it went like this:
the buildings tumbled in on themselves
mothers clutching babies picked through the rubble
and pulled out their hair
the skyline was beautiful on fire
all twisted metal stretching upwards
everything washed in a thin orange haze
i said: "kiss me, you're beautiful -
these are truly the last days"
you grabbed my hand and we fell into it
like a daydream or a fever
we woke up one morning and fell a little further down -
for sure it's the valley of death
i open up my wallet
and it's full of blood
18 Kasım 2009
AKP Karşısında Sol açılım ihtiyacı / Ahmet İnsel
"İşte bu nedenle,”AKP bunlardan daha komünist” lafını edebilecek hale gelebiliyor insanlar.Türkiye’de vicdan ve adaleti muhafazakârların tekeline bırakmayacak, gerçek bir değişim özlemini temsil edecek, eşitlikçi, özgürlükçü güçlü bir demokrat hareket ortaya çıkmadıkça, birçok insan böyle düşünmeye devam edecek. Açılım tekelini AKP’nin elinden alacak, CHP’nin Türkiye solunu iğdiş etme işlevini etkisiz hale getirecek, güçlü bir sol siyaset ortaya çıkmadıkça, kerhen de olsa AKP’den medet umacaklar. Kabahat kimin?"
French cartoon
"don't want no more to be educated or wise
so tired of all being analysed
sometimes we're losing
some days we're lost
all we have from dawn until dust"
so tired of all being analysed
sometimes we're losing
some days we're lost
all we have from dawn until dust"
16 Kasım 2009
Oysa ki, doruklara sevdalanmıştı...
31 Ağustos 2009
Ve eylül geliyor, okullar açılacak...
21 Ağustos 2009
11 Ağustos 2009
01 Temmuz 2009
04 Nisan 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









