03 Ocak 2011
20 Aralık 2010
Bizim için dayan Lefter !
"ne güzeldi seninle aynı havayı solumak! ne güzeldi heykelinin dikildiği gün, takım elbiseler içerisinde, bir çocuk kadar heyecanlı o halini görüp çubukluya tekrar sevdalanmak!" (3 Mayıs 2009)
Adaların farklı bir havası vardır; başıboş köpekleri, kedileri, ormanda özgürce gezen atları, bisikletlileri, herbiri rönesans mimarlarının elinden çıkmışcasına ihtişamlı evleriyle; değil başka bir şehir, başka bir ülkedeymiş hatta düşler diyarındaymış hissi verir insana. Hele ki mevsim kalabalıkların her metrekareyi işgal ettiği ilkbahar ya da yaz değil de kışsa. Ya da güze çalıyorsa; bir de yüzünüzü ıslatıyorsa inceden bir yağmur...
Üzerlerimizde bir pazar yorgunluğu ama aynı zamanda düşler ülkesine ve düşler ülkesinin bizler için esas sahibine geliyor olmanın verdiği mutluluk ve heyecanla çıktık yola. İstirahat halinde olduğunu ve bizi kabul edeceğini bilerek geçen birkaç saatten sonra, seni görmek, elini öpebilmek ve bizi gördüğünde yüzünde oluşacağını bildiğimiz o tebessümü, hiç silinmemecesine belleklerimize kazıyabilmek için, yağmurla birlikte, Ada'nın güneyinden kuzeyine, çubuklu bir yolda, sana nasıl hitap edeceğimizi/etmemiz gerektiğini bilemediğimizi birbirimize itiraf ederek...
Elinde şemsiyen, üzerinde lacivert montun ve tüm o azametinle, ülkenin ortasında bizi beklerken bulduk seni. Bir esnafın da dediği gibi her yeri senin olan ülkenin. Orada kelimeler, kurulması gereken ama nasıl kurulacağı bilinmeyen cümleler bitti. Son nefeslerimizde gözlerimizin önünden geçecek film şeridinin sarı lacivert parçalarına bir yenisi daha eklenmeye başladı. Düşler ülkesinin çubuklu formalı kahramanı...
- günahtır, böyle olmaz, ıslanırsınız.
- biz seni görelim, elini öpelim yeter...
- siz oturmazsanız ben de oturmam, gelin oturun şöyle!
- bu akşam maçımız zor. Gençler iyi takım, dişli takım!
- bizden bir isteğin var mı?
- takıma desteği hiç bırakmayın. buradan da iskeleye gidin ıslanmayın, üzülüyorum...
Düşünüyordum; "ne söylenir, hangi cümle kurulur?" diye. Anlamsızmış düşünmek. Yanında, elini tutarken, sesini duyarken, senin o yüce kalbinden bu kalplere bir yol oldu aktı tüm düşünceler, duygular, sevgiler. Çubuklu bir yol. Düşler ülkesinin, senin ülkenin tam ortasından geçip yine sana ulaşan...
Tanrı, yüreği sarıyla ve lacivertle çarpan her aşığın ömründen ömürü senin o güzel ömrüne eklesin...
www.vamosbien.org dan alınmıştır
14 Aralık 2010
03 Aralık 2010
Komünistler Moskova'ya / Sırrı Süreyya Önder
"Rusya’yı bekleyen akıbet de böyle oluştu. Isınma, barınma, eğitim, haberleşme ve sağlık ücretsizdi. Bir evde, bir bebek doğduktan sonra iki yıl boyunca her gün kapısına ücretsiz iki şişe süt bırakılan bir ülkeden, marka bir cep telefonu uğruna etini sunan insanların cehennemine dönüştü. İnsanlar aynı insanlardı ama sistem kötülüğe evrilmişti.
Efendim şimdi insanlar daha özgürmüş, serbest rekabet varmış.
Rekabetinizi sevsinler!"
10 Kasım 2010
Güzel İnsan
"bugün trabzonspor idmanına getirilen vuvuzela antremana giren futbolcuların elinden ve çalma girişimden geçtikten sonra sahaya en son giren Şenol Güneş'in eline gelir.
- vuvuzela'yı hocaya veren görevli; içi boş bunun hocam
- şenol güneş; olur mu. içinde bağımsızlık var, özgürlük var bunun.. "
- vuvuzela'yı hocaya veren görevli; içi boş bunun hocam
- şenol güneş; olur mu. içinde bağımsızlık var, özgürlük var bunun.. "
07 Kasım 2010
01 Kasım 2010
Mia aioniotita kai mia mera
Ey, Selim.
Ne yazık ki,
bu gece bizimle olamayacaksın.
Ey, Selim!
Ben korkuyorum, Selim.
Deniz çok büyük!
Gittiğin yerde seni
ne bekliyor, Selim?
Gittiğimiz yer nasıl olacak?
Dağlar ya da geçitler,
çeteler ya da askerler...
...asla geri dönmedik.
Artık denizi görebiliyorum,
uçsuz bucaksız denizi.
Gece, kapısının önünde,
gözyaşları içindeki annemi gördüm.
Noeldi. Çanlar çalıyordu.
Dağlara kar düşmüştü.
Sen de hâlâ oradaydın,
bize anlatmak için...
...bütün o limanları,
Marsilya'yı, Napoli'yi...
...bütün dünyayı.
Ey, Selim! Anlat, anlat bize,
bütün bu koca dünyayı anlat bize.
Ey, Selim! Anlat, anlat bize...
23 Ekim 2010
22 Ekim 2010
Çocuğun Ölümü
alev sarısı rüyalar içindeyim
koymayan ellerimi gecelerden yana
pul pul dönüyor şekiller pul pul
şekiller... uçan uçana
alışmak ister toprağa sükana
sallama beni sallama beşik
yavru kuşlar tomurcuklar için
buncağız mı sürer misafirlik
esmer aydınlığında ağır
bir akşamüstünün gözlerim
meyveler almış rengini dudağımın
söyleyin söyleyin gülebilir miyim
uyutmaz beni ninniler şimdi
ve gürültüler uyandırmaz
her şey sessiz
her şey dümdüz olsa ne gezer
saçlarım hala asi, hala yaramaz
giderim gitmesine lakin
oyuncaklarım kimin olacak
beş vakit tuttuğu anneciğimin
kollarım kimin, parmaklarım kimin olacak
koymayan ellerimi gecelerden yana
pul pul dönüyor şekiller pul pul
şekiller... uçan uçana
alışmak ister toprağa sükana
sallama beni sallama beşik
yavru kuşlar tomurcuklar için
buncağız mı sürer misafirlik
esmer aydınlığında ağır
bir akşamüstünün gözlerim
meyveler almış rengini dudağımın
söyleyin söyleyin gülebilir miyim
uyutmaz beni ninniler şimdi
ve gürültüler uyandırmaz
her şey sessiz
her şey dümdüz olsa ne gezer
saçlarım hala asi, hala yaramaz
giderim gitmesine lakin
oyuncaklarım kimin olacak
beş vakit tuttuğu anneciğimin
kollarım kimin, parmaklarım kimin olacak
Gülten Akın (1952)
19 Ekim 2010
11 Ekim 2010
Wer Yade !
"Şanlıurfa'dan insan manzaraları'' adlı belgesel fotoğraf çalışmasında, NTV Prodüktörü Bahar Ünsal tarafından çekilen bir ‘o’ an. Duvarda asılı olan bir çaydanlık ve arkada netsiz görüntüsüyle hüzünlü bir insan... Birkaç gün önce kaybettiğimiz Kazancı Bedih'in 1998'deki bir ‘o’ anını yansıtıyor bu fotoğraf. Bedih, yoluk çaydanlık ve cezve tamir ettiği dükkanında, o her zamanki sakin, mütevazı ve hüzünlü haliyle oturuyor. Ve belki de bu ‘o’ an, halk müziğine onca katkısına rağmen ölümünden önceki durumunu ortaya koyuyor..."
10 Ekim 2010
08 Ekim 2010
04 Ekim 2010
Biliyordum...
"Erimiş naylon yığınlarının
Tesbih seslerinin arasında dolandım
Ayağıma Keçi ayakları takıldı
Kedi iskeletleri..
Ufukta ayna yüklü kuşlar vardı
Biliyordum...
Onlara ulaşsam kendimi bulacaktım
Biliyordum."
Tesbih seslerinin arasında dolandım
Ayağıma Keçi ayakları takıldı
Kedi iskeletleri..
Ufukta ayna yüklü kuşlar vardı
Biliyordum...
Onlara ulaşsam kendimi bulacaktım
Biliyordum."
29 Eylül 2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







